TRUMP MI TIRAŞ MI?!
Donald J. Trump. Bir dönem Aradan sonra yeniden Beyaz Saray’ın “kiracısı”
olan W.A.S.P. yani beyaz, Anglo-Sakson, Protestan kerameti kendinden
menkul şahıs. Size bu değişik insanın pek de bilinmeyen yönlerini
anlatmaya çalışacağım.
Trump’ın ikinci
dönemi bu. Bir dönem başkanlık yaptıktan sonra seçimi demokratların
adayı Joe Biden denen arkadaşa kaybetti. Seçimde hile yapıldığı iddiası
ile seçmenlerini kışkırttı ve neredeyse ABD’yi ikinci bir iç savaşın eşiğine getirdi. Kongre binası yani Capitol Hill,
bu Trump’ın seçmeni olan, kafasına boynuzlu şapkalar, sırtlarına hayvan
postları giymiş cahil, bir o kadar da vandal tiplerce işgal edildi.
Biden’ın süresi dolduğunda yeniden başkanlığa aday oldu ve seçimi her
nasılsa kazanarak bir dönem aradan sonra ikinci kez başkan oldu.
Göreve gelir gelmez de garip icraatler sergiledi. Grönland’ı
ya satın alarak ya da işgal ederek Amerikan toprağı yapacağını söylemek
gibi. Tartışılan biri de olsa bağımsız bir ülkenin devlet başkanını ve
eşini yatak odalarında tutuklayıp ülke dışına çıkarmak gibi. Çin ve
diğer tüm ülkelerle bir ticaret savaşı içine girmek gibi. Savaş
demişken, Savunma Bakanlığının (Secretaryof Defense) adını Savaş Bakanlığına (Secretary of War)
dönüştürdü. Son günlerde zirveye ulaşan bir saldırganlıkla İsrail ile
birlikte adına orta doğu denilen bataklığı daha da yaşanmaz bir yer
haline dönüştürmekte. Tüm bunları yaparken de Nobel Barış Ödülüne talip olmak aymazlığında… Peki kimdir bu Trump denen kişi? Anlatmaya başlayalım:
Şu
anda görevde bulunan bu şahıs Alman asıllı normalde. Dedesi genelev
patronuydu; bildiğin kerhaneci… 16 yaşındayken ailesi ile ABD’ye göç
etmişlerdi. Başlangıçta New York’ta bir akrabasının yanında berber
çırağıydı. Altına hücum denilen dönemde altın arayanların peşine takılıp
vahşi batıya doğru yola çıkıyor. Orada önce lokanta sonra ise genelev
açıyor. Kendisi gibi Alman göçmeni bir kadınla evleniyor. Kadın
ticaretinden yeteri kadar para kazandığını düşünüyor olmalı ki
Almanya’ya geri dönerek aynı işi orada devam ettirmek istiyor.
Almanya’dan asker kaçağı olması ve öncesinde genelev işletmeciliği
yaptığı için sınır dışı ediliyor. Mecburen tornistan ediyor ABD’ye.
1905 yılında Covid’e benzer bir salgın oluyor; İspanyol Gribi.
Dede Trump İspanyol gribinden ölüyor. Oğlu, yani Donald’ın babası,
ondan kalan paralarla müteahhitliğe başlıyor. Ancak bu herif de ırkçı.
Yaptığı evlerden siyahlara filan satmıyor. KuKlux Klan
üyesi, o derece… Irkçı mevzulara karıştığı için tutuklanıp hapis
yatıyor. Müteahhitlik işlerini de devam ettirip daha da büyütüyor.
Derken evlenip çoluk çocuğa karışıyor. Donald dünyaya geliyor.
Bunun
bir kardeşi var o da babası gibi sabıkalı. Alkol bağımlısı hatta alkol
komasından ölüyor. Donald, dedesinin antin kuntinişlerinden dolayı
psikolojisi bozulup alkolik ya da hapçı olmasın diye askerî okula
gönderiliyor. Mezun oluyor olmasına ama subaylık yapmıyor. Tanıdık
hikâye; çürük raporu (!) ile Vietnam Savaşına katılmaktan kaçıyor. O da
babası gibi müteahhitliğe başlıyor ve eski binaları alıp tadilatla otele
çeviriyor ve korkunç paralar kazanıyor bu işlerden. İşi büyütüp
gökdelenler yapıyor. Şöhret olmayı deli gibi istiyor bir yandan da.
Aslında şu anda da belli bir senaryo çerçevesinde rol yapıyor gibi bir
beden dili sergilemesinin temelinde buşöhret merakı yatıyor belki de.
Evde Tek başına 2 filminde küçük bir rolü bile var! NBC Televizyonunda The Apprentice (Çırak) adlı programı yapıyor. Orada haftanın elenen yarışmacılarına ağzını eğe eğe “Youfired!” “Kovuldun!” filan diyor.
Şu ana değin 3 kez evlilik yapıyor. 5 çocuğu, 10 torunu var. İlk karısı Çek manken Ivana Zelniçkova.
Soğuk savaş döneminde doğu bloğuna üye bir ülkeden evlenince KGB ile
temasa girdiği iddia ediliyor. Yine iddiaya göre KGB’nin yönlendirmesi
ile siyasete giriyor.
İlginçtir ABD’nin en büyük iki partisini; hem Cumhuriyetçi Parti’yi hem de Demokratik Parti’yi
destekliyor. ABD Siyasetinde siyasetçiler zenginlerin bağışları ile
kariyer sürdürdüğünden Trump da hem Cumhuriyetçi adaylara hem Demokrat
adaylara para akıtıyor. Siyasete atılma konusunda zengin iş insanlarının
kurduğu Reform Partisi’nden aday oluyor ama sonrasında adaylıktan çekiliyor. Derken bizim siyaset dünyasında önemli (!) bir figür olan fırıldak Kubilay’ın
yolundan gidip Cumhuriyetçilere yamanıyor ve işte oradan da başkanlığa
yürüyor. Emin olun Cumhuriyetçiler kendisini kabul etmeseydi gider
Demokratlara yamanırdı. İdeoloji sahibi filan değil yani.
Müteahhitliği döneminde ödeyemediği yüklüce bir miktar, kamuoyuna yansıdığı kadarı ile 400 milyon dolarlık, kredi başına dert oluyor. Konkordato, iflas derken “yırtıyor”.
Başkanlık öncesinde havayolu şirketi açıp batırıyor. Sonra kumarhane
işine de el atıyor. Çoğunlukla bize Las Vegas anlatılır. Oysa Vegas
kadar büyük bir diğer günah şehri de Atlantic City’dir. Orada casinolar açıyor.
Dedesi kerhaneci kendisi kumarhaneci… Sınırsız harcamalarla kumarhane işini batırıyor. Kısa adı NFL
olan Amerikan Futbol Ligi’nden takım satın alıyor. Yetmiyor golf
sahaları açıyor. Güzellik yarışmaları organize ediyor. Bu işleri
kotarmak için paravan şirketler kurduğu ortaya çıkıyor. Bundan dolayı
devletle defalarca mahkemelik oluyor.
Trump
Üniversitesi adıyla bir okul kuruyor. Adı üniversite ama aslında
emlakçılık sertifikası veren bir kurstan öteye gitmeyen bir kurum bu.
ABD’de tüketici hakları başka ülkelerden daha gelişmiş olduğundan New
York eyaleti bu şahsın “üniversite” kelimesini kullanmasını yasaklıyor. Bu okul görünümlü “şey” için topladığı paralar başına dert oluyor. 25 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kalıyor.
Hayır
işleri için vakıf kuruyor ama vakfın yaptığı tek hayır işi Trump’a para
akıtmak! New York eyaleti başsavcılığı tarafından aleyhinde dava
açılıyor. Hapis korkusundan vakfın para toplama faaliyetlerini durdurup
mal varlığını hayır kurumlarına bağışlıyor.
ABD’nin en çok tiraja sahip ulusal gazetelerinden biri olan USA Today’e
göre Trump’ın 4 binin üzerinde davada adı geçiyor. Bu davaların
bazıları eyalet düzeyinde bazıları da federal düzeyde davalar.
Yayımlanmış 19 tane kitabı var.
Ama hepsi hayalet yazarlarca kaleme alındı. Yani yazan başkası ama
alkışı alan yazmış gibi yapan Trump… Ülkemizde de iki kelimeyi bir araya
getiremeyecek kadar beceriksiz ve kültürsüz bazı insanların çok satan
kitaplar piyasaya sürmesi gibi…
Kendisi
şu meşhur sapık epstein’in de yakın dostu. Arkadaşını söyle sana kim
olduğunu söyleyeyim değil mi? Hala tartışılmakta bu konu. Bakalım nereye
kadar gidecek. Yetişkin filmleri yıldızı Stormy Daniels
ile ilişkisi ortaya çıkmıştı ikinci başkanlık kampanyasında. Hatta bu
durum ortaya çıkmasın diye Daniels’a 130 bin dolar sus parası ödediği de
kamuoyuna yansımıştı.
İşte böyle.
Demokrasinin beşiği diye lanse edilen ABD adlı devlet bu tarz bir
herifin başkanlık yaptığı bir yer. Dededen toruna sapır sapır dökülen
bir ailenin ferdi; hileli iflaslardan asker kaçaklığına, ırkçılıktan
vergi kaçakçılığına, çocuk istismarı ve pornografiye kadar uzanan geniş
bir yelpazede rezil ve iğrenç birinden bahsediyoruz. Kişisel bekası
için rakip partilere para akıtabilecek kadar omurgasız bir siyasetçi
portresi. Dünyanın jandarması olan ABD işte böyle bir insan(!)
tarafından yönetiliyor. Siz o ülkeden, orta doğudan hatta dünyadan hayır
beklemeye devam edin. Hadi hayırlısı…